Yazar Arşivleri: root

YDS Her Soru Kaç Puan? Yds Nedir?

Türkiye’de yaşayan birçok insan YDS sınavına hazırlanıyor veya hazırlanmayı düşünüyor. Haliyle YDS sınavı hakkında pek çok kafa karıştıran soru bulunuyor yds her soru kaç puan gibi… Hazırladığımız bu içerikle başta ”YDS nedir? YDS her soru kaç puan“ soruları olmak üzere pek çok soruyu cevaplayacağız ve YDS hakkında sizlere öneriler vereceğiz.

YDS Nedir?  E-YDS Nedir?

YDS, yani yabancı dil bilgisi seviye tespit sınavı, YÖK talimatıyla ilk kez 7 Nisan 2013 Pazar günü ÖSYM tarafından gerçekleştirilen bir lisan sınavıdır. İlkbahar ve Sonbahar dönemi olarak yılda 2 kez gerçekleştirilen YDS (Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı), ÖSYM tarafından kamu kurumlarına yerleşmek isteyen kişilerin seviyesini belirlemek amacıyla hazırlanır.

E-YDS ise ilk kez 20 Eylül 2014 tarihinde gerçekleştirilmiştir. E-YDS, ÖSYM tarafından hazırlanan ve bilgisayar ortamında gerçekleştirilen dil sınavıdır. YDS’ye giren adayların sahip olduğu tüm haklar, E-YDS’ye giren adaylar için de geçerlidir.

YDS’ye Kimler Girebilir?

Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’na başvurabilen oldukça geniş bir aday skalası bulunur.

YDS’ye aşağıda yer alan aday grupları başvuru yapabilir:

  • Yurtdışı kamu kurum ve teşkilatlarında uzun süreli görev yapacak memurlar ve diğer kamu görevlileri
  • Doktora, doçent ve sanat yeterliliği adayları
  • Lisans mezunu olup yüksek lisans programlarına giriş yapmak isteyen adaylar
  • Lisans programlarının 3. ya da 4. sınıfında okuyan ve mezuniyetten sonra yüksek lisans programına kayıt olmak isteyen adaylar
  • Kamu kurumunda çalışan ve yurt dışı görevi ya da dil tazminatı gibi gerekçelerle yabancı dil bilgisi seviyesini belirlemek isteyen adaylar
  • Yurt dışında öğrenim gören ve diploma denkliği için YDS sonuçlarına ihtiyaç duyan adaylar
  • Diş Hekimliği Uzmanlığı Sınavı, Tıpta Uzmanlık Sınavı ve Eczacılıkta Uzmanlık Sınavı’na girmek isteyen adaylar
  • TÜBİTAK programıyla yurt dışında eğitim görmek isteyen adaylar
  • Araştırma görevlisi olmak amacıyla başvuruda bulunan adaylar
  • KPSS’ye girecek kişilerden çalışmak istedikleri kurumun talepleri doğrultusunda yabancı dil bilgisi seviyesini belirlemesi gereken adaylar.
  • Yalnızca yabancı dil seviyesini belirlemek isteyen adaylar. (YDS’ye kayıt için herhangi bir mezuniyet ya da çalışma şartı aranmamaktadır. Herkes YDS’ye başvurabilir.)

YDS’de Kaç Soru Var? YDS Her Soru Kaç Puan?

Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’nda toplamda 80 soru bulunur. Yds her soru kaç puan diye merak ediyorsanız 80 soru bulunan bu sınavda her doğru yanıt 1.25 puana eşittir (1.25 x 80 = 100). Ayrıca sınavda bulunan soru türleri arasında da herhangi bir puan farkı yoktur. Yani kelime sorusu ile paragraf sorusunun puanı birbiriyle aynıdır, her iki soru da 1.25 puana tekabül eder.

YDS Kaç Saat Sürer?

YDS’nin toplam sınav süresi 3 saat, yani 180 dakikadır. YDS’de yer alan her bir soru için adayların ortalama 2 dakika 15 saniyesi bulunur.

Bu tip sınavlarda adayları en çok zorlayan husus, belirli bir süre içerisinde belirli sayıda soruyu çözmektir. YDS’de genellikle adayların alnındaki teri silmeye dahi vakti olmaz. Çünkü soruların birçoğu zordur ve dikkat gerektirir. YDS’nin zamanından faydalanmak ve telaşa kapılmamak için YDS’ye hazırlanırken kendinizi mutlaka stres altında denemelisiniz. Deneme sınavlarında da katı bir zaman politikası uygulamalı ve başarılı olduğunuzdan emin olmalısınız.

YDS’den En Az Kaç Puan Almak Gerekir?

  • Araştırma görevlisi olmak için başvuruda bulunan adayların YDS’den en az 50 puan almaları gerekir. Yani toplamda 40 soruyu doğru cevaplamaları gerekir.
  • Doktora, doçent ve sanatta yeterlilik için başvuran adayların YDS’den en az 55 puan almaları gerekir. Yani toplamda 44 soruyu doğru cevaplamaları gerekir.
  • Tıpta Uzmanlık Sınavı, Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavı ve Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Sınavına girecek adayların da tıpkı araştırma görevlisi olmak isteyen adaylar gibi YDS’den en az 50 puan almaları gerekir. Yani toplamda 40 soruyu doğru cevaplamaları gerekir.
  • Kadro, yabancı dil tazminatı ve kariyer uzmanlığı hususlarında başvuru yapan adayların YDS’den en az 70 puan almaları gerekir. Yani toplamda 56 soruyu doğru cevaplamaları gerekir.
  • Yabancı dil okutmanlığı için başvuruda bulunan adayların YDS’den en az 80 puan almaları gerekir. Yani sınavda toplam 64 soruyu doğru cevaplamaları gerekir.

Bazı üniversiteler yüksek lisans, doktora ya da akademik kadro başvuruları için gerekli olan azami puan miktarında değişikliğe gidebilmektedir. Bu sebepten sınavdan önce başvurmayı düşündüğünüzü üniversite ile iletişime geçmeniz ve net değerleri öğrenmeniz sizin açınızdan faydalı olacaktır.

YDS ve TOEFL Arasındaki Fark Nedir?

TOEFL, adayların konuşma, yazma, kelime, gramer, okuma ve anlama becerilerinin tümünü sınayan bir sınav formatıdır. Ayrıca TOEFL yabancı kaynaklı bir sınavdır, İngilizce dilinde eğitim veren neredeyse tüm üniversitelerde geçerlidir. Bunun yanı sıra yurt dışında bazı firmalar da çalışanlarından TOEFL yeterliliği istemektedir. YDS ise yalnızca Türkiye’de geçerliliği olan ve Türk eğitim sistemine uygun hazırlanmış bir sınavdır. YDS, gerekli “taktikler” öğrenildiği ve lüzumlu konular “ezberlendiği” sürece oldukça kolay bir sınavdır. YDS aslında adayların dil yeteneğini değil, sınava hazırlanma yeteneğini ölçer. TOEFL ise tamamen adayların dil yeteneğini ölçme eğilimindedir. TOEFL’ın sınav formatı YDS’den bir hayli değişiktir.

YDS’de Yanlışlar Doğruları Götürüyor Mu?

Çoğu sınavın aksine YDS’de yanlış cevaplar doğru cevapları götürmüyor. Kimine göre bu durum sınavın ciddiyetinde büyük bir yaralanmaya yol açarken kimine göre ise adaylar için bu adeta tuzaklı bir sistem oluyor. Çünkü yanlışların doğruları götürmediğini bilen bir aday, kendi klasmanında olan ya da olmayan tüm sorulara kafa yorma eğiliminde olur. Bir sorunun cevabını net bilmese de en azından şıkları elemeye ve bir soru daha kazanmaya çalışır. Fakat bilgi odaklı bir sınav olan YDS’de yorum odaklı düşünerek soru cevaplanamaz. Bu çabanın sonucunda cevaplanan soru muhtemelen yanlış olacaktır, bu yanlış doğruları götürmese de aday için en önemli şeylerden biri olan “zaman”ı götürecektir.

YDS Hangi Alanlar İçin Yapılır?

YDS, üç temel bilimden de konular içerir. Sosyal bilimler ağırlıklı olmak üzere fen ve sağlık konusunda da sorular vardır. YÖKDİL’in sınav formatından farklı olarak YDS’de bilim dalı ayrımı yapılmaz. Tüm adaylar aldıkları eğitim fark etmeksizin aynı sınava tabi tutulur.

YDS Hangi Dillerde Yapılır?

Daha önce tüm diller için hem sonbahar hem de ilkbahar döneminde YDS’ye girmek mümkün oluyordu. Ancak değişen sistem ile birlikte YDS sınav tarihleri komplike bir hale geldi. Sınav başvurularını kaçırmamak ve sınava gerektiği kadar hazırlanmak için lütfen aşağıda yer alan tarihleri dikkatli bir şekilde inceleyin.

YDS İlkbahar döneminde sınavı yapılacak olan diller şunlardır:

  • Almanca, Arapça, Arnavutça, Boşnakça, Çince, Danimarkaca, Ermenice, Fransızca, Gürcüce, Hollandaca, İngilizce, Japonca, Korece, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Rusça, Sırpça ve Ukraynaca

Aşağıda yer alan diller için standart YDS yapılmayacaktır. Bu dillerden sınava girmek isteyen adaylar için yılda bir kez E-YDS hakkı tanınacaktır ve bu sınavlar yalnıza Ankara, İstanbul ve İzmir’de sınava girebilecektir. E-YDS sınav tarihlerini https://www.osym.gov.tr/TR,8797/takvim.html adresinden takip edebilirsiniz.

  • Bulgarca, Farsça, İspanyolca, İtalyanca ve Yunanca

YDS Sonbahar döneminde sınavı yapılacak olan diller şunlardır:

  • Almanca, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Rusça

Aşağıda yer alan dillerin YDS sınav merkezi yalnızca Ankara’dadır. Aksi belirtilmediği sürece farkı şehirlerde sınav yapılmayacaktır.

  • Arnavutça, Boşnakça, Çince, Danimarkaca, Ermenice, Gürcüce, Hollandaca, Japonca, Korece, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Sırpça ve Ukraynaca

YDS’ye Herhangi Bir Dilden Girilebilir Mi?

Doçentlik ve kurum başvuruları için İngilizce, Fransızca ve Almanca dışında başka bir yabancı dilden YDS’ye girmek isterseniz;

  • Bu dilin ÜAK (Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı) tarafınca geçerliliğinin kabul edilmiş olması gerekir
  • Bu dilin YDS’de sınanabilen diller arasında yer alması gerekir.

Üniversitelerde genellikle İngilizce, Fransızca ve Almanca bilim dili olarak kabul gördüğünden diğer dillerde sınava girmeden önce ilgili kurumdan bilgi almanız sizin açınızdan faydalı olacaktır.

Bir Dönemde Farklı Dillerden de Sınava Girebilir Miyim?

Bir YDS dönemi boyunca yalnızca bir yabancı dilden sınava girebilirsiniz. İngilizceden sınava girdiğiniz takdirde Almancadan sınava giremezsiniz.

YDS Kadro Başvurularında Kaç Yıl Geçerlidir?

ÖSYM, herhangi bir dönemde alınan YDS puanının süresiz olarak geçerliliğini koruduğunu belirtmiştir. Bu söyleme göre YDS sonuçlarında herhangi bir zaman sınırlaması yoktur. Ancak bazı üniversiteler ve kurumlar bu konuda farklı kriterler belirlemektedir. Bu nedenle YDS sonucunun kaç yıl geçerli olduğunu öğrenmek istiyorsanız öncelikle ilgili kurumdan bilgi almanız sizin açınızdan faydalı olacaktır.

Birden Fazla YDS Puanı Varsa Hangisi Geçerli Sayılır?

Eğer bir YDS’ye bir dilde birden fazla giriş yaptıysanız ve bu iki sınavınız arasında puan farkı bulunuyorsa, bu sınavlar arasından en yüksek puana sahip olduğunuz sınav geçerli sayılır.

YDS Nerede Yapılır?

YDS sınavı aşağıda yer alan illerde gerçekleştirilir.

Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Niğde, Sakarya, Samsun, Sivas, Tokat, Trabzon, Şanlıurfa, Van ve Zonguldak

YDS’ye English Park ile Hazırlanın!

Eğer YDS’ye en iyi şekilde hazırlanmak ve en iyi puanı almak istiyorsanız mutlaka bir dil kursundan ya da özel eğitimden faydalanmalısınız. YDS, tıpkı diğer sınavlar gibi oldukça sistemli bir sınavdır ve eğitimcilerden öğrenebileceğiniz taktikler size çok büyük faydalar sağlayabilir. English Park’ta yer alan eğitimciler akademik sınav eğitimi konusunda uzmandır ve her öğrencinin seviyesine özel bir çalışma planı hazırlanır. Şirinevler İngilizce Kursu English Park’tan eğitim ve YDS’de hedeflediğiniz puanı almak için aşağıdaki bağlantıya tıklayarak bilgi sahibi olabilirsiniz.

Avrupa Dil Ailesi

Avrupa dillerini köken bakımından dil aileleri statüsünde incelediğimizde Hint-Avrupa Dil Ailesi’nin iki üyesinden birisi olduğunu görüyoruz. Köken bakımından dil aileleri şu şekildedir;

Hami-Sami dil ailesi Arapça, İbranice ve Habeşçe, Çin-Tibet Dil Ailesi Çince ve Tibetçe, Bantu Dil Ailesi ise Afrika dillerini kapsamaktadır. Ural-Altay Dil Ailesi Ural Dilleri olarak Macarca, Fince, Estonca dillerini; Altay Dilleri olarak Moğolca, Mançuca, Tunguzca, Japonca, Korece ve Türkçe dillerini görmekteyiz. Hint-Avrupa Dil Ailesine baktığımızda Asya Dilleri olarak Hint ve İran dillerini, Avrupa dilleri olarak Germen, Latin ve Slav dillerini görmekteyiz.

Hint-Avrupa Dil ailesi en büyük dil ailesidir. Asya dilleri Hint dilleri ve İran dilleri olarak ikiye ayrılmıştır; Hint dilleri Hintçe, Urduca ve Bengalce’dir. İran dilleri ise Farsça, Peştunca ve Tacikçe’dir.  Avrupa dillerinde ise Almanca, İngilizce, Felemenkçe gibi diller Germen dilleri koluna; İspanyolca, İtalyanca, Portekizce, Rumence gibi diller ise Latin dilleri koluna; Rusça, Sırpça, Lehçe, Bulgarca gibi diller Slav dilleri koluna aittir.

Hint-Avrupa Dil ailesi içinde yer alan diller, Hindistan’dan Avrupa’ya, Asya’dan Amerika’ya geniş bir coğrafyada konuşulur. Günümüzde dünyada en çok konuşulan 20 dilden 12’si Hint-Avrupa dil ailesine aittir. Bunlar İngilizce, İspanyolca, Hintçe, Portekizce, Bengalce, Rusça, Almanca, Fransızca, Marati, İtalyanca, Pencapça ve Urduca dilleridir. Dünya’da 2,5 milyarı aşkın kişinin ana dili Hint-Avrupa Dil Ailesine aittir.

Avrupa dillerinin alt gruplarına baktığımızda Arnavutça, Anadolu dilleri, Cermen dilleri (Batı, Doğu ve Kuzey Cermen dilleri), Ermenice, İtalik diller, Romen dilleri, Latino-Faliskan dilleri, Kelt dilleri, Slav dilleri (Doğu, Batı ve Güney Slav dilleri), Tohar dilleri ve Yunanca’yı görmekteyiz. Bunların yanı sıra Fin-Ugor ailesinden olan Lapon ve Baltık-Fin dilleri (Laponca, Fince ve -Livonya dili) gibi diller de Hint-Avrupa dil ailesine aittir.

Türkçe Ural-Altay dil ailesine ait bir dildir ancak Türkiye Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan dillerin bütününün tüm dünyaya kıyasla en sık konuşulduğu yegâne ülkedir. Gerek coğrafi konum bakımından, gerek ise Anadolu’nun yüzyıllarca sayısız kültüre ev sahipliği yapmış olması nedeniyle dil çeşitliliği mevcuttur.

English Park Dil Okulları olarak Avrupa Dilleri’nin büyük bir kısmında eğitimler vermekteyiz. Almanca, Fransızca, Rusça, İspanyolca, İtalyanca ve Arapça dillerinde eğitim almak isterseniz Şirinevler Dil Okulumuz sizleri beklemektedir.

Bu blog içeriği 21/07/2018 tarihinde güncellenmiştir. Blog içeriğinin tamamı ya da bir kısmı dahi olsa izinsiz kullanılması yasaktır. Tüm telif hakkı English Park Dil Okulları’na aittir. 

En Ucuz İngilizce Kursu

Profesyonel kişilerden dil eğitimi almak isteyen bireyler bu konuda ellerinden geldiği kadar detaylı araştırmalar yapar. Birçok özel kuruluşun bu işi yaptığı günümüz koşullarında ilk olarak çocuklara eğitim amacıyla beginner kuru hizmete geçirilmektedir. Ardından yeni başlayan bireyler içip 1.Kur olarak Elementary seviyesi ile İngilizce eğitimi başlar. 2. Kur olarak bireylere Pre-Intermediate yani orta seviye eğitim sürecine geçilerek en ucuz İngilizce kursu faydalarından yararlanılır.

Bir sonraki kurs olarak İntermediate seviyesine geçilerek her alanda İngilizceyi üst düzeyde öğrenebilme şansını yakalarsınız. 4. Kur adı ise Upper-İntermediate olarak adlandırılır. İngilizce kurslarında verilen ve son seviye olan 5. Kur ise Advanced’dır. Akademik seviyede İngilizce öğrenmenizi sağlayan kurdur.

Ucuz ve hesaplı ingilizce kursu arayışınız varsa eğer English Park Dil Okulların olarak sizlere en uygun fiyatlarla dil eğitimi alma fırsatı sunmaya ve eğitim ücretlerinizi ödeme bütçenize göre yapmanıza olanak sağlamaktayız. Şirinevler İngilizce Kursu‘muza ulaşmak için sizde kırmızı ile belirlenmiş Şirinevler İngilizce Kursu kelimesinin üstünü tıklayabilirsiniz.

Bu blog yazısı 25/07/2018 tarihinde güncellenmiştir ve yeniden yayına verilmiştir. Bu yazının her hangi bir bölümü ya da tamamı izinsiz asla kopyalanamaz ve her hangi bir yerde yayınlanamaz. Tüm telif hakları English Park Dil Okulları’na aittir. 

English Park Online Arapça Kursu

English Park’taki online Arapça kursu, güzel ve karmaşık Arapça dilini öğrenmek isteyenler için benzersiz ve sürükleyici bir öğrenme deneyimi sunar. Yeni başlayanlardan mevcut becerilerini geliştirmek isteyenlere kadar her seviyedeki öğrenciler için tasarlanan bu yenilikçi dijital program, katılımcıları Arap dünyasının zengin kültürel mirası ve dilsel nüanslarıyla tanıştırıyor.

Dikkatle seçilmiş bir müfredat, etkileşimli dersler ve son teknoloji ürünü sanal öğrenme araçları aracılığıyla öğrenciler, yalnızca Arapça dilinde yeterlilik kazanmakla kalmayıp aynı zamanda çeşitli gelenek ve göreneklere karşı daha derin bir anlayış geliştirmek için büyüleyici bir yolculuğa çıkıyorlar.

İster kariyer fırsatlarınızı genişletmek, ister Arapça konuşan topluluklarla bağlantı kurmak, ister sadece dilsel keşiflere yönelik kişisel tutkunuzu tatmin etmek istiyor olun, English Park’taki çevrimiçi Arapça kursu, rahat bir şekilde erişebileceğiniz kapsamlı ve esnek bir öğrenme platformu sağlar. Deneyimli eğitmenler, en son teknoloji ve destekleyici bir çevrimiçi toplulukla bu program, öğrencilere coğrafi engelleri aşma ve Arap dilinin canlı ve büyüleyici dünyasının kapısını açma konusunda güç verir.

Hem çok okuyun hem çok gezin

Yıllarca tartışılan bir konudur çok okuyanın mı yoksa çok gezenin mi daha fazla bilgi sahibi olduğu. Bu soruya herkes kendine göre bir cevap verir. Çok okuyan kendisinin daha fazla bildiğine, çok gezen de kendisinin daha fazla bildiğine inanır.  Bu tartışmaya bir son vermek için bizim önerimiz ise hem çok okumanız hem de çok gezmenizdir.  Aslında bir anlamda okuyarak gezmenizi, gezerken okumanızı öneriyoruz.

Okumanın, kişiye teorik olarak çok fazla bilgi kazandırdığı tartışılmaz bir gerçektir. İster edebi türde yazılmış olsun isterse bilimsel bir makale olsun, okunan her bir satırın kişiye katacağı farklı şeyler olacaktır. Ne okuduğunuzdan çok, okuduğunuz şeyden ne aldığınızdır size artı kazandıracak olan. Okumanın, farklı bakış açıları kazanmada, dünyaya ve olaylara farklı bir çerçeveden bakmada oynadığı rol büyüktür.

Diğer taraftan gezme eylemi okuma eylemine göre daha kısa vadede etkilerini gösterir. Okumak teorik olarak kazanım sağlarken, gezmek kişiye pratik anlamda kazanım sağlar. Şöyle ki, okuyarak kazandıklarımızı uzun vadede hayata geçirirken, gezerek öğrendiklerimizi anlık olarak kullanabilir, hayata geçirebiliriz. Buna en güzel örnek olarak İngilizce konuşmayı verebiliriz. Yıllarca okullarda ya da kurslarda İngilizce eğitimi alan bir kişi, teorik olarak bu dile hakim olabilir. Dilin gramer kurallarını, her türlü dil bilgisi istisnalarını öğrenir. Ancak iş teoride öğrendiklerini pratiğe dökmeye, İngilizce konuşmaya geldiğinde kişi başarısızlığa uğrayabilir. Özellikle ülkemizde sıklıkla görülen bu durum, kitaplardan öğrenilenlerin aslında ezbere dayalı olduğunun en büyük kanıtıdır. Diğer taraftan, hiç İngilizce bilmeyen bir kişinin birkaç aylığına  yurt dışına gezmeye gittiğini düşünelim. İngilizce cümle yapısını dahi bilmeyen kişi, İngilizceyi gittiği yerde yaşayarak öğrenecektir. Yaşarken öğrenmek, anında pratiğe dökerek öğrenmek demektir. Kitaplardan öğrendikleriyle yurt dışına çıkan kişinin öğrendiklerini pratiğe dökmesi uzun zaman alırken, her yıl çeşitli ülkelere giderek lisanını geliştiren kişinin öğrendikleri kısa zamanda uygulamaya dökülecektir. Burada yapılması gereken gezerek edinilen bilginin okuyarak kazanılacak bilgiyle harmanlanarak kullanılmasıdır. Okumanın tek başına yeterli olmayacağı gibi gezme de tek başına yeterli olmayacaktır. Sadece her ikisini birden yapan kişinin öğrenmesi kalıcı olacaktır.

Bir Lisan Bir İnsan Mıdır

Bu beylik sözü duymayan yoktur. Özellikle büyüklerimizden sıklıkla duyduğumuz bir cümledir “Bir lisan bir insandır” cümlesi. Bunun sebebi elbette yabancı dil bilmenin insana kazandırdıklarıdır. Günümüz dünyasında en az bir yabancı dil bilmek bile yetersizken, bu sözün ne kadar doğru olduğunu tartışmak yersiz olacaktır.

En basitinden şöyle düşünelim; gelişen teknoloji ve internet ortamı bile dünyada en çok kullanılan dil olan İngilizce bilmeyi gerektirir. Gerek kullanmakta olduğumuz akıllı telefonlara gerekse tabletlere yüklediğimiz oyunlar, uygulamalar bile belli düzeyde İngilizce bilmeyi gerektirir. İçinde bulunduğumuz yüzyılda interneti ya da bu uygulamaları kullanmamak ise söz konusu değildir. Değişen dünya düzeni içinde artık gazetelerin ve hatta kitapların dahi internet ortamında okunduğunu düşünürsek, bu düzene ayak uyduramayanların sayısının çok az olduğunu tahmin edersiniz.

Bir lisan bir insandır argümanının bir diğer ayağı ise iş hayatıdır. Hangi alandan mezun olmuş olursa olsun kişilerin yine en az bir dil biliyor olması iş hayatının olmazsa olmazlarındandır. Doktor, avukat, memur ya da öğretmen fark etmeksizin belli seviyede yabancı lisan bilmesi zaruridir. Kaldı ki günümüzde birçok meslek dalıyla ilgili makale, yazı, arşiv ve diğer kaynaklar da İngilizcedir. Kişisel ve mesleki gelişimine önem veren bireyin bu kaynaklardan faydalanması kaçınılmazdır.

Ülkemizde hızla artan özel okul ve üniversitelerin sayısına bakarak da bir lisanın bir insan olduğu gerçeğini idrak edebiliriz. Özellikle son on yılda yabancı dil eğitimine verilen önem hızla artmıştır. Bunun en güzel kanıtı ise, yabancı dil eğitimine başlama yaşına bakmaktır. Anaokulu ve hatta kreşlerde yabancı dil eğitimine başlanmaktadır. Hatta bu kreşlerde zaman zaman ikinci yabancı dil eğitimi bile verilmektedir. Yabancı dil eğitimine erken yaşta başlanması, çocuğun analitik düşünme, problem çözme, çok boyutlu düşünme gibi birçok zihinsel becerisinin gelişimine katkıda bulunmaktadır. Bu kazanımlara sahip çocuğun ergenlik ve olgunluk dönemleri de diğer bireylere göre farklı olacaktır.

Görüldüğü gibi en az bir yabancı dil bilmek bile bireye sayısız avantaj sağlamakta, günümüz rekabet ortamında rakiplerinizden bir adım önde olmanıza imkan vermektedir. Büyüklerimizin de sıklıkla dile getirdiği gibi bir lisan bir insandır.

Öğretmenler için 15 Tehlikleli Öğüt – 2. Bölüm

7. İdare’nin beyanlarıyla veya kurumsal vizyonla çatışın, Öğrencinize farklı düşündüğünüzü gösterin.

Unutmayın, öğrencilerinizin neredeyse hepsi, öğretmenlerin şahsı için değil, kurumun vizyonu ve ilkeleri sebebiyle kayıt yaptırmaktadır. Sizler kurumla ayrı düşündüğünüzü beyan ettiğiniz sürece öğrenci neye güveneceğini şaşıracak ve hiç kimseye güvenemeyeceğini düşünüp yollarını ayıracaktır.

8. Hoşunuza gitmeyen öğrenciye kötü davranın.

Eğitimde asla kabul edilmeyecek en emel konudur, öğrenci seçmek. Hiçbir kurumda, hiç kimsenin kimi okutacağına karar verme yetkisi yoktur. İdarenin göndereceği öğrenci her kim olursa olsun, onun için en iyisini ortaya koymak için eşit çaba sarf edilecektir.

Buradaki istisna, yetenekleri veya fiziksel özellikleri bakımından müziğe elverişli olmayan öğrenciler konusudur. Bu gibi durumlar idare bilgilendirilip, öğrencinin kurumdan ayrılması önerilebilir.

9. Öğrencinizle olan iletişiminize güvenin.

Unutmayın ki öğrencinizle düşündüğünüz kadar samimi değilsiniz. Öğrenci sizi onunla samimi olduğunuza inandırmak için gerekirse rol dahi yapabilir. Siz, samimiyetinize güvenerek hiç tepki vermeyeceğini düşündüğünüz öğrenciniz, umulmadık şekilde umulmadık tepkiler verebilir. Ayrıca küçük öğrencilerde veli reaksiyonunu ve velilerimizin bir kısmının mutlaka ters insanlar olabileceğini de dikkate alırsanız. Örneğin; öğrencinizle samimiyetinize güvenip ders ertelemeye teşebbüs etmeyiniz.

10. Kendinizi dünya’nın en akıllı insanı sanın.

Öğrencinizi hiçbir şeyi anlamıyor veya sizi her konuda hoş görüyor sanmanız nihayetinde sizin zararınızadır. Örneğin; öğrencinizin sizi derslerde telefonla konuşurken hoş gördüğünü sanıyorsanız büyük yanılgı içindesiniz. Öyle ki hoşgörü varsa dahi bu mütemadiyen sürdürülen eylemleri kapsamayacak. Dersi herhangi bir şekilde sekteye uğratan, süreyi harcamaya yönelik her davranışınız öğrencinin akıl defterin not edilecektir. Ne zaman ki akıl defteri öğrenciye artık burada yaptığın eylem zaman kaybıdır der, işte o zaman hem de şikayetli bir şekilde bıraktığı zamandır.

11.  Müşterinin geri bildirimde bulunmayacağını düşünün.

12.  Derslerinize zil çalınca gelin, zili duyduğunuzda kaçarcasına terk edin.

13.  Kişisel sorunlarınız derse taşıyın.

14.  Müfredata uymayın, programsız çalışın, derse başlarken nerde kalmıştık diyin.

15.  Öğrencinin bir nevi müşteri olduğunu unutun, size tabi ve amade olduğunu varsayın.

Esasen bu 10 maddeyi özetleyen cümledir. Günümüz rekabet ortamında yüzlerce alternatifiniz varken, öğrencinin size amade olduğunu düşünmek için 6. Maddedeki megolomanlardan birisi olmanız gerekir. Her ne düşünür ve eyleme dökerseniz dökün, Özel sektörde hiç kimsenin, hiç kimseye muhtaç olmadığını, şirketlerin müşteri odaklı sistemler geliştirdiğini, müşterinin şirketi alabildiğine zorladığı, kısacası parayı verenin düdüğü çaldığı bir dünyada yaşadığımızı unutmayın. Elbette kurumumuz öğrencisine bu kadar geniş yetkiler vermemekte ve onu öğretmenin önüne geçirmemektedir. Ancak kurumun politikalarını ve sistemini yargılarken bu arada başınıza buyruk eylemler tasarlayıp, hatta bir kısmını gerçekleştirirken, bu maddedeki ticari unsurları dikkate alınız. Bir başka anlatımla sunu söylemek mümkündür, nasıl ki öğrenci alternatif bir iş gören işletme bulabiliyorsa, işletme de daha mantıklı çalışacak iş görenler bulabilir. Ticaret dünyasının realitelerini dikkate almamanız sonuç olarak sadece öğrencinizi değil, tüm işinizi kaybetmenize neden olur.

İngilizce Özel Ders Almak

Diğer tüm branşlarda olduğu gibi İngilizcede de özel ders almak sıklıkla başvurulan bir eğitim metodudur. Lise ve dengi okullarda okuyan öğrencilerden özellikle YDS’den  (Yabancı Dil Sınavı) sınava girmeyi düşünen öğrencilerin tercih ettiği bir durumdur.

Maddi imkanları elverişli olan ailelerin yararlanması muhtemel olan İngilizce özel dersler için dikkat edilmesi gereken ilk şey, öğretmen-öğrenci uyumudur. Bu uyumun yakalanması halinde öğrencinin öğrenme süreci çok daha verimli ve keyifli geçecektir. İngilizce öğrenmenin pek de kısa olmayan bir zaman dilimine yayıldığını düşünürsek, bu süreçte öğrencinin öğretmeniyle sağlıklı iletişim kurması gerektiğinin önemini daha iyi kavrarız.

İngilizce özel ders almaya başlamadan önce, öğretmenin öğrencisine bir çeşit seviye belirleme sınavı yapması uygun olabilir. Böylelikle öğrencinin eksiklikleri tespit edilmiş ve bu doğrultuda bir güzergah belirlenmiş olur. Seviye tespitinden sonra öğretmen, öğrencinin durumuna göre bir çalışma planı hazırlamalı ve bunu aileyle paylaşmalıdır. Bu sayede, yıl sonuna kadar gelinmesi gereken nokta, varılması gereken durak netleştirilmiş olur. Haftalık ders saatine ise yine öğretmenin önerisi doğrultusunda karar verilmelidir. Bu ders saatleri, süreç içinde esnetilerek, artırılabilir veya azaltılabilir. Derslere başladıktan bir süre sonra, öğrencisini daha iyi tanıyan öğretmen, çalışmaların daha verimli geçmesi için öğrencisine özel dokümanlarla yola devam eder.

Okula destek amaçlı alınan İngilizce özel derslerde ise derslerin okulla paralel şekilde gitmesi dikkat edilmesi gereken en önemli noktadır. Öğretmen, öğrencinin okulda eğitim aldığı kaynak kitapları takip ederek derslerine başlamalıdır. Gerek alıştırma kitapları gerekse dil bilgisi kitaplarını izleyerek devam etmelidir. Okuldaki öğretmenin seçmiş olduğu okuma kitapları var ise, bunları da özel ders müfredatına alarak, okulla tam bir uyum içinde gitmelidir. Yazılı dönemlerinde ise konu dağılımlarına göre oluşturacağı ek bir çalışma programıyla dersleri biraz daha sıklaştırarak öğrencinin okul başarısının artırılmasına katkıda bulunabilir.

Özel ders alma konusunda özellikle ailelerin taşıdığı bir kaygı, derslerin nerede yapılacağı konusudur. Genellikle aileler, kendi evlerinde veya ofislerinde ders aldırmayı tercih etmektedirler. Öğrencinin yolda geçen zamanı kaybetmemesi adına derslerin öğrencinin evinde verilmesi daha uygun olacaktır.

Öğretmenler için 15 Tehlikleli Öğüt – 1. Bölüm

1. İdari konuları kendi kendinize çözmeye çalışın.

Özel Öğretim Kurumlarının pek çok öğrencisinin orada olma olma sebebi, idarenin çok net çizgilerle görev devri yapmaması, kurumsal çizgisini korumasıdır. Örneğin 1 saat daha uyumak için 13:00 deki öğrencinizi 14:00 e kaydırmanız bir şekilde kurumsal çizgiyle örtüşmez, zira aynı eylemi öğrencinin yapmasına izin hiçbir kurum izin vermez. Kaldi ki saat  13:00 de hala uyuyor olmak patolojik bir durumdur. Sonuç olarak bu eylem idarenin otoritesine direkt müdahaledir. Öğrencinin nazarında bütün kurumun imajını sarsacaktır. Hiçbir Kurum buna izin vermeyecektir.

2. Öğrencinizle akraba ve/veya arkadaş olun.

Elbette öğrencinizle samimi olmak, onunla rahat iletişim kuruyor olmak önemlidir. Çok zaman iletişimin etkinliği, eğitimin etkinliğini artırır. Ancak Öğretmen sınırları olan bir disiplin; bir EKOL olmak zorundadır. Saygı ve hayranlık yerine, arkadaşlık sevgisi duyulmaya başlandığı nokta, öğretmenin etkinliğini yitirdiği noktadır. Bu noktadan sonra öğrencinin üzerinde kurmaya çalışacağınız her türlü otorite geri tepecek, hatta duygusal reaksiyonlara sebep olacaktır. Sonuç olarak bu öğrenci yitirilmiş demektir.

3. Derslerinize mümkünse hep geç kalın.

Öğrencilerinizin “aptal” olmadığı çok açıktır. Hiç kimseye;  özellikle öğleden sonra başlayan mesainize gecikme nedeninizi kabul ettiremezsiniz. Bir gün mutlaka tepki gösterilecektir.

4. Derse girmeden hemen önce sigara için hatta kokan yiyecekler tüketin, yıkanmayın, ter kokun, veya aç gezin nefesiniz koksun.

Bilirsiniz kokanlar, koktuklarını bilmezler. Sigara ve bilakis kokabilecek yiyecekler örn: sosis, salam veya sucuk ihtiva eden tostlar ve sandviçler hele ki midede bir süre bekledikten sonra dayanılmaz kokular haline gelirler ve ister istemez yayılırlar. Bunun yanında aç olmak da korkunç kokular salmanıza neden olur. Tüm bunların ötesinde öyle bir koku vardır ki işte o koku, öğrencinizin dersi tamamlamadan dersi bırakmasına sebep olur: Ter kokusu. Çoğu zaman az yıkanmak veya kirli kıyafetlerle gezmekten kaynaklanan bu kokuları, birebir ders ortamında saklamanın hiçbir yolu yoktur. Ve gerçekten iğrençtirler.

5. Kendinizi geliştirip güne yetişmek yerine öğrencinin sizin ayarınızda kalmasını isteyin.

Modern kurumlarda temel felsefe boynuz kulağı geçecek anlayışıdır. Bütün öğrencilerimiz en az bizler kadar bilgi ve beceriye sahip olmalıdır. Bunun yanında bizler de her gün kendimizi geliştirip çağa uygun metodlar geliştirmek, öğrencileri bir üst seviyeye çıkarmak için çalışmalıyız. Aksi halde öğrenciniz kendi ihtiyaçlarını karşılayacağını düşündüğü başka bir merciyi mutlaka bulacaktır.

6. Kendinizi vazgeçilmez, dayanılmaz, eşsiz ve muhteşem birey olarak görün.

Toplumun neredeyse tümünde mütevazi şahıslar sevilirler. Öğrencinize kendinizi –öyle olsanız dahi- dünyanın en iyisi şeklinde tanımlarsanız, baştan kaybettiniz demektir. Kaldı ki “ben oldum” beyanı bir müzisyenin en son telaffuz etmesi gereken cümledir. Ayrıca kibir, iş ortamınızın tamamında kaçınmanız gereken bir davranıştır. Öyle ki bir anda onlarca kişinin içinde yalnız kalma ihtimaliniz çok yüksektir. Kurumlar özellikle kibirli kişilerle çalışmamayı tercih eder. Ancak değinilmesi gereken çok önemli bir husus ise Kibir ile kendine güven olgusunun karıştırılmaması gerektiğidir. Elbette öğretmen kendine güvenmelidir. Ancak o ince çizgi asla aşılmamalıdır.

Dil Okulu Nasıl Açılır

Dünyanın her yerinde okul veya kurs açmanın farklı prosedürleri olmasına karşın, eğitimin evrensel ilkeleri olduğundan, en azından fiziksel koşullar hemen hemen aynı olacaktır. Örneğin ülkemizde, Avrupa birliği müttesebatına uygun eğitim ilkeleri benimsenmişken, ülkemize has bazı koşullar, revize ve modifiye edilerek uygulanmaktadır. Zira katılma aşamasında olduğumuz Avrupa Birliği kural ve prosedürlerinin benimsenmesi, birliğe katılım için zorunlu faktörlerdir. Bu süreç başladıktan sonra, eğitim kurumu açmak konusunda bir miktar ağır şartlar gündeme gelmiş ve açılış ve işletmecilik sürecinde denetimler artarak standartların yükseltilmesi öngörülmüştür. Bu nedenle ülkemizde eğitim kurumu açmak için yönetmeliklere tam hakimiyet gereklidir.

Dil okulu kavramı ülkemizde kanun nezdinde biraz farklı yorumlanmaktadır. Zira “Okul” milli eğitim yasasına göre farklı bir standarttır ve dileyen herkesin, istediği zaman kaydolabildiği okullar söz konusu değildir. Dil okulu tabela ismiyle çalışan her işletmenin Milli Eğitim Bakanlığı nezdindeki sıfatı, özel muhtelif kurstur. Yani dil okulu dediğimizde, aslında dil kursunu işaret etmiş oluruz. Bakanlığın belirlediği şartlara uygun şekilde özel kursları diploma değil, kurs bitirme belgesi ve sertifika verirler. Bu belgeler de bakanlık onaylıdır. Ancak zorunlu eğitimin yerine kullanılamaz. Bu kurumların açılıp işletilmesi noktasında da ciddi sınırlamalar mevcuttur.

Özel öğretim kurumları kanunu içerisinde yer alan ilgili çerçeve yasa kapsamında tüm eğitim kurumlarının sahip olması gereken fiziksel koşullar detaylı biçimde belirlenmiştir ve kurum bu standartların dışına hiçbir şekilde çıkamaz. Daha doğrusu bu koşulların dışında bir eğitim kurumu için ruhsat alamaz. Aynı şekilde kurumun faaliyetleri süreci içerisinde de pek çok sınırlama ve kural mevcuttur. Eğitim kurumları kurum sahibinin istediği biçimde yönetilemez. Yine kanunun koyduğu standartlara uyulması gereklidir.

Açılış için tabi olunması gerekli kanuna hakim değilseniz, kurum açmanız çok zordur. Aynı biçimde bir rehberiniz olmadan kanun ve yürürlükteki teamüllere uygun bir faaliyet süreci geçirmeniz de hayli zordur. Bu nedenle yaygın bir dil okulundan franchise almanız faydanıza olacaktır. Örneğin Englishpark Dil Okulları gerekli şartları sağlayan girişimcilere marka hakkı vermekte, kuruluşta ve faaliyet sürecinde prosedürlerle ilgili tam destek vermektedir.