Yazar Arşivleri: root

İngilizce Kursu

Son yıllarda çeviri teknolojileri sayesinde çevremizdeki İngilizce etkinliğinden eskisi kadar haberdar olmasak da, İngilizce bilmeyenlerin, çeviri olmayan yerlerde büyük bir çaresizlik içerisinde hareketsiz kaldıkları da gerçektir. Elinde bir kağıt parçası ile kapı kapı dolaşanların trajikomik çaresizliği kader mi? Elbette değil. Dil öğrenmek bir yetenek değildir. Eğer kendi dilinizi öğrenebildiyseniz, gayet tabiidir ki, bir başka dili de öğrenebilirsiniz. Espirili bir yaklaşımla tanımlayacak olursak, eğer Türkçe konuşabiliyorsanız, konuşabiliyorsunuz demektir, bir başka dili konuşmak için fizyolojik ve mental sistemleriniz aktif olduğu için, bunu başarabilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken öğrenmeye başlamak için bir adım atmaktır. Örneğin bir İngilizce kursu bularak kaydolmakla ilk adımı atabilirsiniz.

İnsanlar yabancı dil öğrenirken neden zorlanır sorusunun cevabı aslında diğer makalelerimizde yaptığımız bir açıklamadır. Kısaca değinecek olursak, mevcut bilgilerin, yeni öğrenilecek olanları engellemesi durumu, davranış bilimlerinin en çok üzerinde durduğu konulardan birisidir ve buna ket vurma denmektedir. Elbette bunun yanında motivasyon ve özgüven eksikliği de yabancı dil öğrenirken kişinin edinim kabiliyetlerini kısıtlayan faktörlerdir. Ket vurma konusu hakkında eğitim teknikleri geliştirilmiş olsa da, motivasyon ve özgüven konuları kişinin bireysel olarak üstesinden gelmesi gereken konulardır. Ve hiçbir İngilizce kursu bu konuda bir şey yapamaz.  Öncelikle öğrenen diğerlerine bakarak fikir edinebilir, onlar yapabildiğine göre, sizin de başarabileceği konusunda kendinizi ikna etmeniz konusunda kendinizi ikna edebilirsiniz. Ve bu konuda bize güvenebilirsiniz, herkes İngilizce öğrenebilir.

İngilizce kursu diyince akla gelen birkaç merkezden olan Englishpark her seviyede, her yaştan öğrenciye eğitim vermektedir. İster mesleki yeterlilik, ister akademik veya kişisel gelişim için olsun, kurumumuzdan en verimli eğitimi alabilir, kişiliğinize fark katabilir ve pek çok alanda öne çıkabilirsiniz. Unutmayın ki yabancı dil bilmek, hem mesleki, hem de sosyal yetilerinize katkı sağlayan önemli bir etkendir.

İngilizce kursu seçerken birkaç unsuru göz önünde bulundurmanızda fayda vardır. Öncelikle, kurumun geçmişini araştırmalı, bununla birlikte referanslarını incelemelisiniz. Günümüzde kurumlar hakkında bilgi toplamak çok kolaydır. İnternette yapacağınız basit bir arama bile size kurum hakkında ciddi bilgiler sağlayacaktır.

Neden Zincir Eğitim Kurumlarını Seçmelisiniz

Eğitimde sağlıklı sonuçlar alabilmek gerek kurumsal ilkleri, gerekse eğitimci nitelikleri bakımından yüksek değerlere sahip kurumlarda eğitim almak gereklidir. Zira Şartlar ne kadar yüksek kalitede sunulursa eğitimin niteliği de bu ölçekte yükselmektedir. Çok iyi bir eğitimci doğru kurumda görevli değilse, eğitim nitelikleri azalabileceği gibi, kurumların vizyonlarına uygun olmayan eğitimcilerle çalışmaları durumunda da ortaya verimsiz ve kalitesiz bir eğitim çıkacaktır. İşte zincir eğitim kurumları bu anlamda öncelikli tercih olması gereken kurumlardır. Zira bu kurumlar oldukça güçlü bir altyapı üzerine kurulu gelişmiş bir işletmecilik sistematiğiyle çalışır ve dinamik yapıları sebeiyle devamlı güncellenip, güçlenen bir yapıya sahiptirler.

Bir işletmenin güçlenmesi, sadece sermaye yapısındaki artışla olmayacak, ne kadar güçlü sermayeye sahip olunursa olunsun eğitim işletmeciliği bakımından yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan ve gelişmek için herhangi bir çaba sarf etmeyen kurumların ayakta kalması söz konusu olmayacaktır. Zira bu kurumlar kalitesiz ve verimsiz eğitim vermeye devam edecekler, sonuç olarak işletme ve marka imajları çökecektir. Elbette her işletme böyledir denemez, ancak işletmelerin gücünü yönetim ilkelerinden aldıkları da bir gerçektir. Uzun yıllar ar-ge yapıp, sahip oldukları sektör tecrübesini sistemlerine özenle entegre etmiş bir özel öğretim kurumu ile, herhangi bir kurumun denk olmasından bahsetmek doğru olmayacaktır. Zincir kuruluşlar, her sektörde olduğu gibi, eğitimde de oldukça güçlü niteliklere sahiptir. Özellikle son yıllarda artan franchise eğitim kurumları sayesinde, kaliteli okulların deneyimlerini çok sayıda girişimciyle paylaşarak yurt çapına yaydıkları görülmektedir.

Franchise bayilik modeli ile şubeleşen eğitim kurumları, şubelerine isim hakkı verir ve sistemlerini birebir işleyecek biçimde bu müesseselere kurarlar. Kurulum sonrasında da, kurumun doğru işleyebilmesi için gerekli destek ve rehberlik hizmetlerini sunarlar. Sonuç olarak, isim hakkını kullandıkları eğitim kurumunun marka imajından ve sektör hakimiyetinden faydalanan franchise bayi; yani şube, hızlı bir şekilde sektörde öne çıkar ve hiçbir marka tutundurma ve pazarlama çalışması yapmaya gerek olmadan ismini duyurabilir. Elbette isim hakkı veren kuruluşun sistematik destekleri de, franchise bayinin kusursuz çalışması için gerekli şartların sağlanmasında rol oynamaktadır.

Yabancı Dil Okulu Franchise Fırsatları

Senelerce eğitim görüp, gönül verdiğiniz meslek olan İngilizce öğretmeni oldunuz. Ve şimdi kendi eğitim kurumunuzu açmak istiyorsunuz. Pekiyi bu kolay bir iş mi? Mesela Kanuni yükümlülükleri biliyor musunuz? Kurum nasıl açılır? Nerelerden izin alınır? Standartlar nelerdir? Daha da ötesi iyi bir eğitim kurumunun organizasyonu ve işletmesi nasıl olmalıdır? Bütün bunlar fakültelerde öğretilmez ve işletmecilik hafızası gerektirir. Bunları hazır biçimde edinmek ve işinizi en iyi şekilde işletmek için sizin için oluşturulmuş kaynaklardan beslenmek için en doğru seçim kuşkusuz kaliteli bir eğitim kurumundan alacağınız Franchise olacaktır.

Franchise, marka hakkı kullanımı anlamına gelmektedir. Fakat, elbette sadece tabelayı kullanma hakkını sağlamaz. İsmini kullandığınız kurumun tüm sistemini de kullanırsınız. Böylece senelerce sürecek bir işletmecilik deneyimine ilke elden  sahip olur ve avantajlarını en iyi biçimde kullanma imkanı yakalarsınız. Franchise bayiler, marka sahibi tarafından pek çok avantajla donatılırlar. Kuşkusuz marka sahibi de isminin zarar görmesini istemeyecek ve bayinin en yüksek standartlarla hizmet vermesini sağlamak için çalışacaktır. Bu kapsamda bayilere hemen her alanda hizmet verilir. Bayiye anahtar teslimi hizmeti belli bir fiyatla sunan marka sahipleri olduğu gibi, tüm prosedürü detaylı biçimde tarif edip, şartları kendinin sağlamasını isteyen marka sahipleri de bulunmaktadır. Franchise yapan marka sahipleri, bayilerini düzenli olarak denetler ve şartlara uygun hale gelmeleri için rehberlik yaparlar. Bu da sistemin mükemmelleşmesi için faydalı ve gerekli bir süreçtir.

Englishpark Franchise bayilik vermekte olan bir özel öğretim kurumudur. Bayilerimize Kuruluş ve işleyişle ilgili kapsamlı enstrümanlar sunmanın yanı sıra, düzenli rehberlik etmekte ve reklam ağımızdan devamlı istifade etmelerini sağlamaktayız. Tabii işletmeye sunacağımız ciddi marka avantajı da sahip olunacak en önemli fayda olacaktır. Firmamızın uzun yıllardır sektördeki deneyimi ve marka imajı sayesinde çok hızlı bir yükseliş sağlayabilir, iyi niyetle sunmak istediğiniz bilgi birikiminizi en iyi enstrümanlarla donatmış olursunuz. Şu bir gerçektir ki, kendi isminizle de bir eğitim kurumu açabilirsiniz. Ancak bu şekilde, franchise ile ayn, hatta daha fazla maliyetlere katlanırken, aynı oranda fayda sağlamaya başlamanız yıllarınızı alabilir. Bu sebeple bizimle hemen iletişime geçip, bayilerimiz arasında yerinizi alabilirsiniz.

Yanlış Öğrenme Bilmemekten daha zararlıdır

Mevcut bilgilerin, yeni öğrenileceklere ket vurması kavramı davranış bilimlerinin öğrenmeye etki eden faktörler sıralamasında önemli bir başlıktır. Mesela hiç düşündünüz mü, yöresel şive ile konuşanlar seneler geçse bile bunu terk edemezler. Elbette bunun fizyolojik sebepleri de vardır ancak, burada en önemli etken şüphesiz yerleşmiş davranışın terk edilemiyor olmasıdır. Benzeri biçimde sahip olduğumuz bir bilgiyi, bam başka bir veri ile değiştirmemiz de mümkün değildir, daha doğrusu oldukça zordur. Eğitim bilimlerinde en üzerinde en çok durulan konulardan birisidir, hatalı bilginin revize edilebilmesi konusu. Zira insan bir makine değildir ve ver biçimlendirmek konusu somut yöntemlerle mümkün olamamaktadır.

Gerek yabancı dil eğitimi, gerek teknik bilimler veya sosyal bilimlerde olsun, eğitim ilkelerinin stabilize edilmesi ve doğru verilerin mutlaka sağlıklı otoritelerce denetlenerek öğrencilere aktarılması büyük önem arz etmektedir. Zira hangi alanda eğitim veriliyor olursa olsun, eğitimin geri döndürülemez olumsuzluklara yol açma ihtimali vardır. Örneğin yanlış öğrenilen bir gramer kuralı bir daha asla değişmeyecek yerleşik bir probleme dönüşebilir ve yerleşik verinin revizyonu mümkün olmayabilir. Bu durumda alınan eğitimin verimsizliği bir yana dursun, üzerine konulacak hiçbir veri yerleşemeyebilir. Zira altyapıdaki bozukluk nedeniyle ilerleyen süreçteki veriler bireyin birikimi ile örtüşmeyecek ve reddedilecektir.

Sürekli bir eğitim süreci sağlayabilmek ve bireylerin hayat boyu öğrenme süreçlerine entegrasyonunu sağlayabilmek için, eski verilerin revize edilebilmesini sağlayacak temel eğitim metotları üzerinde çalışıyor olsa da, henüz ortaya çıkarılabilmiş bir kati yöntem söz konusu değildir. Hali hazırda evrensel olarak doğruluğu kabul görmüş veriler ve ilkeler ışığında eğitim vermek tüm eğitimcilerin ve eğitim kurumlarının görevi ve sorumluluğu olmalıdır. Kesinlikle onaylanmamış ve eksik verilerin öğrencilere verilmemesi, asla öğrenci üzerinde deney yapılmaması gereklidir. Özellikle temel eğitim ve özel öğretimde ar-ge maksadıyla dahi öğrenci deneye tabi tutulamaz. Tabii bu arada yetkin olmayan eğitimci ve kurumlardan da bahsetmek gereklidir.

Özellikle Bakanlık denetimine tabi olmayan, yeterli bilgi ve deneyimi bulunmayan kurumlardan alınacak eğitimin verimliliği konusundan şüphe etmelisiniz. Mutlak suretle resmi ve kayıtlı kurumlarda eğitim alınız. Bu sayede yanlış öğrenme ihtimalini en aza indirir ve gelecekteki olumsuzluklardan sıyrılmış olursunuz.

Ana Dilde Bİlim Eğitimi Kavramı

Kimi eğitim ekolleri, yabancı dille eğitimin; özellikle teknik bilimler ve sosyal bilimlerdeki temel eğitimin, mutlaka ana dilde yapılması gerekliliğini ortaya koyan tezler yayımlamaktadır. Prensipte bu büyük ölçüde doğrudur. Zira temel bilimlerin doğru özümsenebilmesi için bireyin en hakim olduğu dili kullanması en doğru yoldur. Fakat, ilerleyen dönem içerisinde bilimi yabacancı dille düşünemeyen bireylerin evrensel bilimsel kaynakları da doğru yorumlayamaması ve yabancı meslektaşları ile bilimsel düzeyde iletişim kuramaması söz konusu olmaktadır.

Dahası örneğin, uluslar arası eğitim almak isteyen bir öğrenci, eğer tüm eğitimini ana dilinde almışsa, dış dünyaya adapte olmak, sadece kavramları özümsemek için bile yıllarını harcamak durumunda kalabilmektedir. Bu nedenle aslında bu tartışma biraz kısır döngüye dönüşmüş durumdadır. Örneğin, Tıp bilimi evrensel bir dile sahip olmak için, Latinceyi terk etmemiş, aynı şekilde müzikte de İtalyanca terimler hala kullanılmaktadır. Fakat diğer bilim dallarında benzeri ortaklık söz konusu değildir. Zira bilimlerin hemen hepsi son 300 yıl içerisinde gelişmiş ve geçmişlerinde geleneksel bir dil yerleşmesi olmamıştır. Her kavram mucidi olan bilim insanının dilinde ortaya çıkmış olduğudan, kavram ve terimlerin de tek dilli hale gelmesi söz konusu olamamıştır.
Buna rağmen, evrensel ortak iletişim noktamız olan İngilizce, hemen her bilim dalında etkinliğe sahiptir. Zira Bilim ve teknoloji dili olarak İngilizcenin mutlak bir egemenliği söz konusudur. Ve İngilizce’yi teknik bilimlerin ortak dili olarak tanımlamak yanlış olmaz. Ancak, Psikoloji ve Sosyoloji dışındaki sosyal bilimlerde, Örneğin Hukuk ve Ülkelerin Edebiyatları gibi konularda yabancı dilde eğitim söz konusu değil, hatta zararlıdır. Eğer uluslar arası davalara bakan bir avukat olunacaksa, savanın yorumlanması bakımından değil, müşteri iletişimi bakımından bir yabancı dil bilgisi gereklidir. Zira Avukatlar ana dillerini konuştukları ülkelerde mesleklerini sürdürürler. Bu nedenle kanunları yabacı dilde idrak etmek gerekli değildir. Ancak global yaşam biçimini benimseyebilmek için yabancı dil elbette modern insan için gerekliliktir.

Yani Yabancı dilde eğitim büyük ölçüde uygulanabilecek, hiçbir yan etkisi olmayacağı gibi çok da verimli bir yol olacaktır. Hayatını birden fazla dili konuşarak geçirmiş bireylerin, gerek sosyal, gerek matematiksel zekalarının çok daha yüksek olduğunu da unutmamalıyız.

Dillerin Gelişimi

Esasında göç yolları ve coğrafi etkileşim incelendiğinde kök dil gruplarına rastlamak mümkündür. Bilinen 35 dil grubu sayılmaktadır. Bunlar, Algonkin dilleri, Altay dilleri, And-Ekvator dilleri, Avustronezya dilleri, Çin-Tibet dilleri, Dene-Yenisey dilleri, Dravid dilleri, Eskimo-Aleut dilleri, Ge dilleri, Güney Asya dilleri, Hami-Sami dilleri, Hint-Avrupa dilleri, Hivaro (Jivaro) dili, İrokua dilleri, İzole diller, Kafkas dilleri, Kuzey Kafkas dilleri, Güney Kafkas dilleri, Karib dilleri, Khoisan dilleri, Maskoke dilleri, Maya dilleri, Mişe-Zoke dilleri, Nijer-Kongo dilleri, Nil-Sahra dilleri, Oto-Mange dilleri, Paleo-Asya dilleri, Pano-Takana dilleri, Saliş dilleri, Siyu dilleri, Tay-Kaday dilleri, Tupi-Guarani dilleri, Ural dilleri, Uto-Aztek dilleri ve Yuma-Koçimi dilleri dir. 7 milyarlık bu dev nüfus sadece 35 farklı dil grubuna dahil lisanları kullanır. Tabii etimolojik kökenleri incelendiğinde bu dil grupları daha dar gruplara indirgenebilir, ancak mevcut şartlar altında kullanılan lisanlar bu dil gruplarına aittir.
Yaygın dil gruplarından bir diğeri de, Türkçe’nin içinde yer aldığı Ural-Altay dil gruplarıdır. Asya kıtasının orta ve kuzeyinden, Avrupa’nın batısına kadar geniş bir coğrafyada, yaklaşık 1 milyar insanın Ural-Altay dilleri ile konuştuğu bilinmektedir. Japonca, Korece, Samoyetçe, Fince, Macarca, Moğolca, Tunguzca, Yakıtça, Türkçe, Kıgızca, Kazakça vb. yaklaşık 100 dilin bu gruba dahil olduğu bilinmektedir. Ancak, Ural-Altay dil grubuna dahil diller büyük başkalaşımlar geçirmiştir. Örneğin Japonca buz çağından sonra ana kıta ile ilişiği kesildikten sonra diğer Asya dillerinden oldukça farklı bir evrim geçirmiştir, bunun yanında modern İstanbul Türkçesinin Asya Türkçesi ile neredeyse ilgisi yoktur.

 

 

Filmleri Orjinal Dili İle İzlemek

Hepimiz film izlemeyi severiz. İzlediğimiz filmleri çoğunlukla dublajlı izlemeyi seven bir millet olmamızdan dolayı, karakterleri ailemizden birileri gibi gördüğümüz dahi olmuştur. Hatta meşhur Dallas dizisi o kadar içselleştirilmiştir ki, çocuğunun ismini Ceyar koyan ebeveynler dahi olmuştur. Tabii kabul etmek gerekir ki, onlar Türk değiller ve aslında bizim dilimizi konuşmuyorlar ve onarlı kendi jargonumuzda anlamaya çalışmak doğru değil.

Ülkemizde sinema ve televizyon seslendirmesi yapan usta dublaj sanatçılar bulunur ve bizim sanatçılarımız dünya çapında kaliteli işler çıkarırlar. Hatta Dünyanın en iyi dublajının Türkiye’de yapıldığı da rivayet edilmektedir. Fakat bu ne yazık ki dil öğrenme sürecimizde inanılmaz derecede faydalı bir unsuru yitirmemize sebep olur. O da filmlerden öğrenebileceğimiz gündelik düzeydeki İngilizcedir. Okul İngilizcesi, iş İngilizcesi, akademik İngilizce derken Türkiye’deki ortamımızda kolayca vakıf olamayacağımız, gündelik dile, filmleri orijinal dillerinde izlemek büyük ölçüde katkı yapar.

Aslında yaşayarak öğrenmek kavramını karşılamaya biraz yaklaşacak bir yöntem varsa, o da bu olabilir. İngilizce konuşulan bir çevrede yaşamıyorsunuz. Her ne kadar eğitim aldığınız kurumda speaking eğitimi alıyor olsanız da, pratik etmek için bu yöntemi pekala kullanabilirsiniz. Tabii bu arada seçilen filmler konusunda dikkatli olmak gerekir. Zira filmlerde kullanılan dil, özellikle Amerikan filmlerinde oldukça ciddi oranda deforme edilmiş durumdadır ve bu dilin, normal hayatta Amerika da dahi kullanılması mümkün olmayabilir. Bu sebeple izleyeceğini filmler hakkında eğitimcilerinizden fikir almanızda fayda vardır.

Eğitim teknikleri içerisinde bekli de en verimli olanı farkında olmadan, eğlenceli biçimde verilen eğitimdir. Öğrenci sıkılmadan ve eğitim alıyor olmanın stresini yaşamadan bilgiyi kolayca sindirir. Ve bu noktada filmler ve şarkılardan faydalanmak zaten eğitim kurumlarının da başvurduğu yöntemler arasındadır. Fakat burada bir konuda uyarı yapmamız yerinde olacaktır. Eğitim almadan sadece filmlerin altyazılarından İngilizce öğrenmek mümkün değildir. Daha doğrusu bu belli düzeye kadar mümkün görünse de, gramer yapısı bozuk ve eksik öğrenilen bir lisan hiç bilinmemesinden daha zararlıdır. Kaldı ki, yanlış öğrenilen dilin düzeltilmesi, hiç lisan bilmeyen bir bireye dil öğretilmesinden çok daha zordur. Ket vurma ismini verdiğimiz bu olumsuzluğa maruz kalmamak için, bir yabancı dil eğitim kurumundan eğitim alırken veya aldıktan sonra bu yönteme başvurmanızda fayda olduğunun altını çizmek gerekir.

Uluslar arası Eğitim Fırsatları

Global eğitim fırsatları hakkında bilginiz var mı? Daha doğrusu bu imkanların kariyerinize nasıl etki edeceğini biliyor musunuz?

Hangi Üniversiteden mecun olmuş olursanız olun, bulunduğunuz ülkeden farklı bir ülkede geçireceğiniz herhangi bir eğitim süreci akademik karnenize ciddi bir olumlu not olarak düşülecek ve hayatınızın geri kalanının şekillenmesinde etkili olacaktır. Özellikle eğitim standartları daha yüksek olan batı ülkelerinde alacağınız eğitimlerin mesleki yaşantınızda ciddi bir önemi olacaktır.

Ne yazık ki batıdaki eğitim sistemi, özellikle son 200 yıllık süreç içerisinde bizdeki eğitim süreçlerinden hayli ileridedir. Bilim, kültür, sanat, tarih vs. hemen her alanda batının mutlak üstünlüğünden söz etmek hiç de yanlış olmayacaktır. Tabii batı ülkelerinde okumak bir yana dursun, herhangi bir seyahat için dahi, yabancı dil bilmeniz gereklidir. Hatta eğitimlere kabul edilebilmeniz için uluslararsı standartlarda İngilizce başta olmak üzerei gideceğiniz ülkenin diline hakim olmanız gerekecektir.

Mevcut şartlar altında ulusl arası eğitim dili İngilizce’dir. Dünyanın her yerinde birinci yabancı dil olarak İngilizce eğitim verilir, Üniversitelerde akademik yabancı dil olarak İngilizce kullanılır. Kuşkusuz bunun sebebi, dünyanın hakim akademilerinin İngiliz ve Amerikan okulları olması ve kaynak metinlerin nerdeyse tamamının İngilizce yazılmış olmasıdır. Günümüzde sosyal bilimlerde dahi İngilizce yoğun olarak kullanılır. Örneğin, Türkiye’de çoğunlukla Farsça ve Arapça içeriğe sahip hukuki metinler, evrensel kavramlarla ifade edilemez ve modern eğitim vermekte olan Hukuk fakültelerinde İngilizceye de ağırlık verilmektedir.

Elbette bilim dilinin, bilim insanının ana dili olması esastır. Ancak, bilimi geliştiren unsurların tanım ve kavramlarına hakimiyet sahibi olabilmek için bu dilleri bilmek gereklidir. İngiliz ve Amerika’lılar, modern teknoloji ve bilimin mevcut şeklini almasında öncelikli rolü üstlenmiş olduklarından muhakkak ki hakim bilim ve teknoloji dili İngilizce olacaktır. Artık üzerinde tartışılmaya gerek olmayan bir husustur ki, Uluslar arası eğtiim dili İngilizcedir.

Uluslar arası eğtiim fırsatlarından faydalanabilmeniz için, değindiğimiz gibi konuşmacı düzeyinde yabancı dile hakim olmanız gerekir. Örneğin, İtalya’da eğitim alacak olsanız dahi, okulun yabancı dilinin İngilizce olmasından dolayı bir İngilizce yeterlilik sınavına alınırsınız ve sınavda başarı gösteremezseniz, ülkenizdeki akademik başarınız ne olursa olsun, eğitime kabul edilmezsiniz.  Bu sınavlar oldukça komplike sınavlar olup, başarı gösterenlerin iler düzey yabancı dil hakimiyetleri olduğunu gösterir.

Siz de uluslar arası eğitim fırsatlarından faydalanmak istiyorsanız, vakit kaybetmeden İngilizce eğitimi almaya başlamalısınız.

DİL OKULU SEÇİMİNDE ALTIN KURALLAR

Dil Okulları; iyi bir meslek sahibi olmak, topluma yararlı olmak, toplum ve iş hayatında daha iyi bir konuma gelmek, Ülke ekonomisine katkı sağlamak, iyi ve ekonomik kazancı yüksek bir kariyer imkanı için tercih edilen kurumlardır.

Ülkemizdeki bu kurumları tercih ederken belirteceğimiz hususları araştırıp değerlendirdikten sonra en uygun seçimin yapılabileceğini unutmayın.

1.Seçeceğiniz Dil Okulunun Akademik Kaynaklarını ve Değerlerini Araştırın;

•    Kılavuz kabul edilen ve takip edilen kitap ve dokümanları,
•    Özellikle ders kitabı dışında seviyelere uygun kitap ve kaynakların varlığı,
•    Kütüphane olanakları,
•    Bilgisayar ve iletişim teknolojileri alt yapısı; Internet bağlantısı, Bilgisayar laboratuarları
•    Akademik danışmanlık hizmetlerinin düzeyi,
•    Ücretsiz aktivite ve diğer uygulama imkanları,

2.Seçeceğiniz Dil Okulunun Eğitmen Kadrosu ve Sınıf Ortamlarını Araştırın;

•    Eğitmen kadrosunun akademik özgeçmişleri,
•    Sınıf ortamında bir eğitmene düşen öğrenci oranları,
•    Uluslar ve Uluslararası tecrübesi olan eğitmen kadrosu,
•    Alanlarında uzman ve deneyim sahibi eğitmenlerin varlığı,
•    Eğitimlere ve öğrenci gelişimine yönelik projelerin varlığı,
•    Ders programlarının ve içeriğinin teknolojinin ulaştığı son noktayla birleşerek günümüze uygun olması,
•    Eğitmen – Öğrenci – Eğitim Danışmanı işbirliği ve etkileşimi,

3.Seçeceğiniz Dil Okulunun Öğrenci Hizmetleri ve Rehberlik Servislerini Araştırın;

•    Öğrenci etkinliklerinin varlığı,
•    Öğrenci Kulüplerinin varlığı,
•    Yeni öğrenciler için oryantasyon sürecinin olması,
•    Rehberlik servisinin varlığı ve tüm zamanlara yayılması,
•    Spor ve Sanat etkinliklerinin varlığı ve öğrencilerinin katılımı,
•    Etüt ve Aktivitelerin varlığı ve sürekliliği,

4.Seçeceğiniz Dil Okulunun Eğitim ve Öğretim Maliyetlerini Araştırın;

•    Aynı hizmeti vermeyi dile getiren Dil okullarının ücretleri,
•    Eğitim materyallerinin ücretsiz yada ücretli olması,
•    Ders saati başına düşen birim fiyat,
•    Ulaşımın getireceği maliyet,
•    Bir kur (seviye) eğitiminin kaç saate denk geldiği,

Tüm bu araştırmalar dil eğitiminde size doğru adresi bulmanıza yardımcı olacaktır.Bu küçük araştırmanızın sonunda sizde göreceksiniz ki sonuç  English Park Dil Okulları’ nı gösterecek.

Çünkü Tüm Sorularınızın Bir Cevabı Var; English Park Dil Okulları

IELTS Nedir?

International English Language Testing System, kısaca IELTS, British Council, University of Cambridge ve International Development Programme of Australian Universities tarafından geliştirilmiş olan, başta, Büyük Krallık ülkeleri olan İngiltere, Avusturalya, Kanada, İrlanda, Yeni Zelanda’da öncelikli olarak kabul edilmekle birlikte, Amerikan okullarında da kabul edilen bir İngilizce yeterlilik sınavıdır. Genel ve Akademik olarak iki seviyesi mevcuttur. Genel IELTS neredeyse hiçbir önem taşımayıp, temel ölçeklidir, üniversitelerin girişleri için mutlaka akademik Ielts puanı aranmaktadır. Ielts, dinleme, okuma, yazma ve konuşma safhalarından oluşur ve kağıt üzerinde bir sınavdır.

IELTS sınavına lise düzeyinden sonra, dile hakimiyeti ileri düzeye ulaşmış bireyler katılabilirler. Burada iler düzeyden kasıt, dile akademik kavramlarla çalışabilecek kadar hakim olmayı ifade etmektedir. Zira IELTS sokakta kuracağınız iletişimi değil, akademik anlamda yeterliliğinizi ölçen bir sınavdır ve oldukça zor olduğunu kabul etmek gerekir. Hatta dile gündelik konuşma anlamında oldukça hakim bir kişinin dahi, IELTS başarısı için ek bir eğitim alması gerektiği dahi söylenebilir. Zira British Council dilin gramer özellikleri konusunda oldukça tutucudur ve sınav nitelikleri bu kapsamda belirlenmektedir.

IELTS, dünyanın hemen her yerinde geçerli bir sertifikadır. Dilin esas sahibi olan Britanyalıların geliştirdiği bir sertifikasyon yöntemi olması sebebiyle, herhangi bir dünya ülkesinde, İngiliz dilinin vasıflarını daha iyi ölçecek bir sınav geliştirilmiş olma ihtimali yoktur. Elbette okulların IELTS dışında farklı sınavları kabul etmeleri de mümkündür. Bu okulların inisiyatifidir.

ILETS, sınava yetkili merkezler tarafından gerçekleştirilir. Her okul kendi IELTS testini yapabiliyor olsa da, sertifika verebilme yetkisi sadece British Council tarafından yetkilendirilmiş sınav merkezlerindedir. Bunun dışındaki IELTS puanlarının dünyada geçerliliği yoktur. Alınacak IELTS sonuç belgesi, yani sertifika 2 yıl süreyle geçerlidir.. Dünyanın her yerinde kullanılabilir. Online olarak doğrulanabilir ve başvuruları da yine online kanallardan yapılabilir.

IELTS sınavına katılmak için herhangi bir ders almış olma zorunluluğu yoktur. Ancak realitede bu sınavlarda başarı gösterebilmek için, bir eğitim almış olmak gerektiği de açıktır. Öyle ki sadece dile hakimiyet değil, teknik kavramlar üzerindeki yeterlilik de bu sınavlar ölçülmekte ve gramer ciddi önem taşımaktadır.